MUHAMMET ALİ USLU
 
  ANA SAYFA
  ILETISIM
  ZIYARETCI DEFTERI
  YURURLUKTEKI KANUNLAR 1
  YURURLUKTEKI KANUNLAR 2
  TERTIP 1 Cilt 1
  TERTIP 1 Cilt 2
  TERTIP 1 Cilt 3
  TERTIP 1 Cilt 4
  TERTIP 1 Cilt 5
  TERTIP 1 Cilt 6
  TERTIP1 Cilt 7
  TERTIP 1 Cilt 8
  TERTIP 1 Zeyl 1
  TERTIP 1 Zeyl 2
  TERTIP 1 Zeyl 3
  TERTIP 1 Zeyl 4
  TERTIP 1 Mutemmim
  TERTIP 2 Cilt 1
  TERTIP 2 Cilt 2
  TERTIP 2 Cilt 3
  TERTIP 2 Cilt 4
  TERTIP 2 Cilt 5
  TERTIP 2 Cilt 6
  TERTIP 2 Cilt 7
  TERTIP 2 Cilt 8(1)
  TERTIP 2 Cilt 8(2)
  TERTIP 2 Cilt 9
  TERTIP 2 Cilt 10
  TERTIP 2 Cilt 11
  TERTIP 2 Cilt 12
  TERTIP 3 (1-500)
  TERTIP 3 (501-1000)
  TERTIP 3 (1001-1500)
  TERTIP 3 (1501-2000)
  TERTIP 3 (2001-2500)
  TERTIP 3 (2501-3000)
  TERTIP 3 (3001-3500)
  TERTIP 3 (3501-4000)
  TERTIP 3 (4001-4500)
  TERTIP 3 (4501-5000)
  TERTIP 3 (5001-5500)
  TERTIP 3 (5501-6000)
  TERTIP 3 (6001-6500)
  TERTIP 3 (6501-7000)
  TERTIP 3 (7001-7480)
  TERTIP 4 Cild
  TERTIP 5 (1-500)
  TERTIP 5 (501-1000)
  TERTIP 5 (1001-1500)
  TERTIP 5 (1501-2000)
  TERTIP 5 (2001-2500)
  TERTIP 5 (2501-3000)
  TERTIP 5 (3001-3500)
  TERTIP 5 (3501-4000)
  TERTIP 5 (4001-4500)
  TERTIP 5 (4501-5000)
  TERTIP 5 (5001-5500)
  TERTIP 5 (5501-6000)
  TERTIP 5 (6001-...)
  KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
ANA SAYFA

İLETİŞİM CEP TELEFONU: 0(545) 543 77 42 Muhammet Ali USLU
Satışlar peşin yapılacak olup fiyatlarda pazarlık yapılmayacaktır.

Aşağıda görselleri verilen Bulgur Değirmeni ve aparatları bir bütün halinde satılacak olup parçalar halinde satış  yapılmayacaktır. İşletmenin tüm malzemeleri ile birlikte satış gerçekleştirilecektir. 
İşletmede satışı yapılacak malzemeler şunlardır:
1- 2 adet Bulgur Değirmeni Sürtü Makinesi (Makineler üzerindeki motorlar 7,5 kv. olup 10 hp gücündedir.)
2- 1 adet Bulgur Kırma Makinesi (Makine üzerindeki motor 5 kv gücündedir. Görseldeki eleklerde satışa dahildir.)
3- 1 adet Hayvan Yemi Kırma Makinesi (Makine üzerindeki motor 7,5 kv. gücündedir.)
4- Kantar
Satışı yapılacak makinelerin elektrik aksamları da (ana elektrik panosu hariç) satışa dahildir. Satılacak makinelerin görselleri aşağıdaki gibidir.

BULGUR SÜRTME MAKİNELERİ






 













 




BULGUR KIRMA MAKİNESİ



       
                                                      

HAYVAN YEMİ KIRMA MAKİNESİ






                       
KANTAR






Satışı yapılacak muhtelif tarım aletlerinin görselleri aşağıdadır.

2Lİ PULLUK (10.000 TL)








3LÜ PULLUK (15.000 TL)



5Lİ KAYDIRMALI PULLUK (35.000 TL)








16LI BAĞARASI IZGARA (30.000 TL)




8Lİ KOBRA (40.000 TL)






18Lİ AYSAN MARKA KAZAYAĞI TIRMIK (35.000 TL)










28Lİ IZGARA (20.000 TL)







32 Lİ IZGARA (25.000 TL)






32Lİ TIRMIK (30.000 TL)






TARIM İLACI ATMA MAKİNESİ (10.000 TL)









KAMYONET RÖMORKU (20.000 TL)






MİBZER (EKERMAK) 20Lİ (20.000 TL)










MİBZER (ŞAKALAK) 20Lİ (45.000 TL)




SU TANKERİ (3 TON) (30.000 TL)






SUNİ GÜBRE ATMA MAKİNESİ (5.000 TL)




32LİK KIYMA MAKİNESİ (Kesme Bıçakları Dahil) (25.000 TL) 













PLASTİK KASA 30 Adet (Tanesi 35 TL)




GOLD POİNT MARKA DİJİTAL TARTI (1000 TL)



ARORA HERKÜL MARKA ELEKTRİKLİ BİSİKLET (30.000 TL)









PRESTO MARKA MOTORSİKLET (28.000 TL)




ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE  
  ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- “Bu bir Avrupalı!”
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi… Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâ’ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedî serhaddi;
“O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme” dedi.
Âsım’ın nesli… diyordum ya…
nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar…
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
“Bu, taşındır” diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…
Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın… Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy
 
GÜNÜN SÖZÜ  
  Sizden biriniz, kendisi için istediği şeyi, din kardeşi için de istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.  
RADYO ALATURKA  
   
Bugün 5 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol